menu Menü

Bir Şey Değil, Sadece Huysuzluk: Bay Tam Tersi Üzerine

En sevdiğiniz kaleminizi defterinizin yanına özenle yerleştirdiniz, tam durmasını istediğiniz yere. Sırtınızı çevirdiğiniz an içinizi sızlatan bir ses duydunuz. Döndünüz, kaleminiz düştüğü yerden, kediniz masanın üzerinden size bakıyor. Tüy yumağı, bir de miyavlıyor. Kalemi yerine koyuyorsunuz. Henüz elinizi çekmişken, avcı pati hızlıca çalışıyor, kalem yine yerde. Kediniz miyavlamaya devam ediyor. Bu döngü sinirinizi mi bozdu?

Yazan: Tom MacRae,Resimleyen: Elena Odriozola,Türkçeleştiren: Esin Pervane,Nesin Yayınevi, 2017 Kediler masada kendi halinde duran kalemlerden ne isterler? En sevdiğiniz kaleminizi defterinizin yanına özenle yerleştirdiniz, tam durmasını istediğiniz yere. Sırtınızı çevirdiğiniz an içinizi sızlatan bir ses duydunuz. Döndünüz, kaleminiz düştüğü yerden, kediniz masanın üzerinden size bakıyor. Tüy yumağı, bir de miyavlıyor. Kalemi yerine koyuyorsunuz. Henüz elinizi […]

Devamını oku


Bu düğümü kim çözer?

Şimdi, yaşamın her alanında teknik bir hakimiyet mevcut. Elimizi atığımız her nesnenin arkasında bir işlemciyle ve onu devreye sokan bir yazılımla karşılaşıyoruz. Çağımız artık bu “marifetini” sanata da taşımaya çalışıyor.

Şimdi, yaşamın her alanında teknik bir hakimiyet mevcut. Elimizi atığımız her nesnenin arkasında bir işlemciyle ve onu devreye sokan bir yazılımla karşılaşıyoruz. Çağımız artık bu “marifetini” sanata da taşımaya çalışıyor. Yapay zeka, Rembrandt’ın eserlerini andıran bir portre çizmeyi başardı. Süreç şöyle ilerliyor; öncelikle makine, ustanın yarattığı eserleri detaylı bir biçimde inceliyor, tablolardaki katmanların derinliklerine bakıyor, […]

Devamını oku


Kavuşmalarınız kalite standartlarına uygun olarak kayıt altına alınmaktadır!

hiçbir şeyi yok tekrarın/yeninin hiç, eskinin çarşı adı/elimi tanıt bana kuruyan/suyumu kabart, kaynat öfkemi/beni diri, etimi dilimlet

hiçbir şeyi yok tekrarınyeninin hiç, eskinin çarşı adıelimi tanıt bana kuruyansuyumu kabart, kaynat öfkemibeni diri, etimi dilimlet kavgada bıçak bulkaçışta yeniden dönmeyişkanda akıcı olan neyoksa an mıarıyı korkut yağmurunlaiçimi ör, öldürmek kısmeti bağbahçede talan bilinen nevarsa can mı kelimenin intiharı ağızdan çıkmakağzın imtihanı olmalı, kelimenin intiharı ıı. seni seviyorum. olmazkavgada söylenmez bu. neşredilmez öpüşmekküfür bir dilden başka bir… şş! ayıp öyle […]

Devamını oku


Adana-Mersin Tren Hattı

Küçük Saat, tarihin bölündüğü yerden 06.00’yı gösterirken, şehrin en eski çırçır fabrikasının gece işçileri de palmiyelerin kestiği uzun, geniş yolları adımlamaya başlamıştı. Kiremithane, Dervişler, Kuruköprü ve Tepebağ'ın köhne dükkânlarından yükselen son dumanın üzerinden geçen iki ayla beraber haziran Adana sokaklarını sarmıştı. Bakır Ali, Denizli Mahallesini geniş ve hızlı adımlarıyla aşıp, turunç dallarının altından akarak meydana vardı. Sarı ve beyaz boyası, Adana tarihinin zamansız bir köşesinde bekleyen Tren Garı'nın keskin karmaşası günün ilk ışıklarında, keşmekeşin henüz başlamadığı; boş, sessiz,  kıvrımsız caddelerde yankılanıyor ve Bakır Ali'nin çıplak ayaklarına dolanıyordu. 

   Küçük Saat, tarihin bölündüğü yerden 06.00’yı gösterirken, şehrin en eski çırçır fabrikasının gece işçileri de palmiyelerin kestiği uzun, geniş yolları adımlamaya başlamıştı. Kiremithane, Dervişler, Kuruköprü ve Tepebağ’ın köhne dükkânlarından yükselen son dumanın üzerinden geçen iki ayla beraber haziran Adana sokaklarını sarmıştı. Bakır Ali, Denizli Mahallesini geniş ve hızlı adımlarıyla aşıp, turunç dallarının altından akarak […]

Devamını oku


Biz bir öfkeyiz ve artık içimize atmıyoruz: Türbülans

İnsanlığın toprakla olan mitolojik bağıntısına ilgi duyuyorum ve o şiiri yazdığım zamanlar Deleuze’e ilgi duyuyordum, ortaya böyle bir şiir çıktı. Aynı zamanda klasikleşen “hiçbir yer edinememe” kederine de aslında bir yer edinmeyi bile istemeyerek karşı koyuyorum. Kadının toprakla yakınlığından çok, toprak kavgasıyla gözü dönmüşlerin karşısında durmak, insanlığın tahribine uğrayan toprağa da dikkat çekerek “olmayı” reddetmek istiyorum. Çünkü şiir personası nereye giderse gitsin, ona her yer eğreti. Topraklar o kadar kirletildi ki, ondan fizyolojik ya da psikolojik olarak beslenebilmek benim için artık hayalî bir şey.

Şiirleri ve yazıları daha önce Varlık, Sözcükler, Yasakmeyve, Çevrimdışı İstanbul gibi dergilerde yer alan Naile Dire’nin ilk şiir kitabı, geçtiğimiz yılın eylül ayında İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. Bu vesileyle şairin ilk kitabını, Türbülans’ta işaret ettiği konuları konuştuk. Mizgin BULUT : Sarsıntıyla giriş yaptığımız Türbülans’ta ilk şiir bizi daha ilk dizeden meselesi olan bir kadınla karşılıyor. Dünyanın Çivisinde Oynaşıp Ölelim şiirini, kitabın […]

Devamını oku


Kibrit

Bana bu hayatı sen verdin baba; ben istemedim. Şimdiyse oğluma -isteksizce ve zorla- verdiğim hayatı ondan geri alıyorum. Bu benim hakkım.

                  Bana bu hayatı sen verdin baba; ben istemedim. Şimdiyse oğluma -isteksizce ve zorla- verdiğim hayatı ondan geri alıyorum. Bu benim hakkım.                   Yorgundu. Açtı. Kaçamak bakışlarla müşterilerin gözlerine bakan genç garsonu küçük bir el hareketiyle masaya çağırdı. “Bir parça daha peynir alabilir miyim?” Her ay maaşını alması için yüzünden eksik etmemesi gereken gülümsemeyi hiç değiştirmeden mutfağa […]

Devamını oku


Dünyaya Bir Kez Daha Gelsek Yaşanabilecek Mümkünlükler

Sparta’nın yenileceğine inanmıyorum Bütün kıtaları kuşatacaktır Şeref duyarım gladyatörlerle aynı masaya oturmaktan

Bir. Sparta’nın yenileceğine inanmıyorumBütün kıtaları kuşatacaktırŞeref duyarım gladyatörlerleaynı masaya oturmaktan İki. Gözlüklerimden kurtulmak isterdimbulanık görüyorum doğduğum günden beriuzağı pek seçemiyorumbelki Tanrı bu kez sağlıklı bir çift göz verecektir bana kim bilir Üç. Dostoyevski kurşuna dizilseydi bütün romanlarımı yakacağıma söz vermiştimPrag Masalı’nı bilePrag’ı bir daha görür müyüm bilmiyorumAvrupa diye bir kıtaÇekya diye bir ülke olmayabilir Dört. Bilimin şu kararlı duruşu bizi […]

Devamını oku


Köksüz: Hayat, bizi hizaya sokmak için hiçbir fırsatı kaçırmaz. 

Hele ki toplum kurallarına haddinden fazla kıymet verenleri hiç es geçmez.  Köksüz, evin babasını kaybetmiş bir ailenin yaşamına ortak ediyor seyircisini ve şu soruyu soruyor? En çok kim yenilir? Hayatını evin temizliğine adamış, acizlikten aldığı kuvvetle çocukları üzerinde tahakküm kuran anne mi? Babasıyla birlikte çocukluğunu da kaybeden, artık erkek olmak zorunda bırakılan ergen mi? Gençliğinin, okumuşluğunun gücüne yaslanıp evin bütün sorumluluğunu sırtında taşıyan genç kadın mı? Yoksa bütün bu kaos içinde bir türlü sesini duyuramayan küçük kız mı? 

Yönetmen- Senaryo:  Deniz Akçay Oyuncular: Ahu Türkpençe – Lale Başar – Savaş Alp Başar – Sekvan Serinkaya – Mihriban Er Hayat, bizi hizaya sokmak için hiçbir fırsatı kaçırmaz. Hele ki toplum kurallarına haddinden fazla kıymet verenleri hiç es geçmez.  Köksüz, evin babasını kaybetmiş bir ailenin yaşamına ortak ediyor seyircisini ve şu soruyu soruyor? En çok kim yenilir? […]

Devamını oku


Halil Yörükoğlu: Derdim, hayata ve kadınlara karşı bir şeyleri halledememiş erkekleri anlatmaktı.

Kadınların ya da erkeklerin edebiyatta ve sinemada destekleyici unsur olarak kullanılması normal bence ama benim yapmaya çalıştığım tam olarak bu değil. Benim hikâyelerimde kadınlar gizli özne. Derdim, hayata ve kadınlara karşı bir şeyleri halledememiş erkekleri anlatmaktı. Hayatın çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor ve benim baktığım yerden kadınlar olmasa zaten bu hikayeler olmazdı. Ancak, kaba tabirle, kitlesi hazır kadın hikayesi yazmak pek tercihim değil.

Bugüne kadar birçok dergide öyküleri yayınlanan, 2017 yılında karşımıza Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’nin “Dikkate Değer” ismi olarak çıkan sevgili Halil Yörükoğlu’nun ilk öykü kitabı Kaçış Rampası, geçtiğimiz aylarda Sel Yayıncılık aracılığı ile bizlerle buluşmuştu. Biz de bu güzel söyleşi vesilesi ile ilk kitabın heyecanını sizlerle paylaşmak istedik. Hatice Tosun: Hayat içinde onlarca hikâyeye şahit oluyoruz. […]

Devamını oku


"Hasta Dünya"ya El Veren Adam: Nâzım Hikmet

Ve Deleuze ‘ün de belirttiği gibi, "gören ve duyan olarak", edebiyatın nihai amacı doğrultusunda, "sabuklamanın içinden bir sağlık yaratımını ya da bir halkın keşfini, yani bir yaşam olasılığını" çıkarıyordu ortaya; hasretten, kavgadan, ümitten mustarip bir ömrün ve hasta dünyanın hekimi gibi.

“bütün kuvvetinle nefes al” Gezegen, kısa sürede pandemiye dönüşen salgına rağmen her zamanki gibi dönmeye devam ederken, yirmi dörtlü tuvalet kâğıdı ve makarna-konserve gıda stoklarıyla kısmen evlerine kapanan dünya sakinleri, endişeyle bu dönemin de tarih olacağı, yüzyıllardır çeşitli kurgularla yollarını kesen “kıyamet” ve “yok oluş” senaryolarının bu kez de gerçeğe dönüşmediğinin anlaşılacağı o günün gelmesini […]

Devamını oku



Önceki Sayfa Sonraki Sayfa

keyboard_arrow_up