menu Menü
Çingene
"Her birimizin birer parça olduğunu biliyorum. İnsan parçası! Bu beni rahatlatıyor, gülümsetiyor. Herkes birbirinin öteki parçası değil mi?”
Rabia Çelik Çadırcı Deneme, Edebiyat
Güvercinin Fesleğen Hecesi Geri İleri

Onunlayken saatlerce denizi seyredip, orada zihnimizi yıkadığımızı düşünürdüm. Kirliydik, kirletilmiştik. Fakat hangimiz daha temiz ya da daha çok pisliğe bulaşmış bilemiyordum. Hâsılı arınmalıydık…

“Söylesene sana niçin Çingene diyerek bağırdı” diye sordu. “Aşağılamak içindi” dedim. 

Gücüme gitmemişti “Çingene” diye ünlemesi. Ona acımıştım. Birçok orta sınıf denilen insan gibi pazara sadece benliğini tatmin etmek için gelenlerdendi. Pazarda alım gücünü aşmayacak ürünleri bulabilir ve kendini zengin, yüksek bir yerlerde görebilirdi. 

Başkalarının imkânı dâhilinde olmayan eşitsizlikleri üzerinden bir takım ölçümler yapıldığında, bu, insana gerçek bir rahatlama sağlayamaz. O benim ondan aciz olduğumu düşünmüş olmalı. Yazık. İstediği ürünü, istediği fiyata vermeyince, demin ki şirin halleri nasıl da kayboluvermişti yüzünde. 

Sonunda “Çingene!” diye ünledi ağzının kenarına taşan öfkesiyle. Tatmin olmamıştı. Mutsuzdu. Mutsuz edecekti. Bir Çingene tanımadığına yemin edebilirim. Bunun küçümseme malzemesi olmadığına da. 

Sonunda şaşkın şaşkın ardından baktım bir süre. Önceleri böyle durumlara daha çok şaşardım. Biraz alışmış olsam da yine de şaşıyorum işte. Ellerim buza kesmişti, içinde çöp yakılan tenekeye yaklaşarak ellerimi ısıttım. Sonra bir sigara yaktım. O zaman sigara yasağı yoktu tabii. Böyle işte… 

Denize dönmüştük yine. Her bir anlatının ardından olduğu gibi yeniden uzun uzun düşünmeye koyulduk. Bazen denizin ruh haline göre de kendi konuşacaklarımızı belirliyorduk. Örneğin deniz hırçınsa o gün kavgalarımızı anlatıyoruz. Sakinse içine atlayıp kaybolmak istiyoruz. 

“Peki sana müdür parçası denildiğinde sen ne hissettin?” diye sordum ona. Kaşının birini kaldırıp kısa bir süre yüzümü inceledi. Ayıp filan olmayacağını biliyordum sorumun. Düşünüyordu şimdi, o anı yaşıyor, ne hissettiğini anımsamaya çalışıyordu. 

“Her birimizin birer parça olduğunu biliyorum. İnsan parçası! Bu beni rahatlatıyor, gülümsetiyor. Herkes birbirinin öteki parçası değil mi?”

Bunu paylaşın:


Geri İleri

keyboard_arrow_up