menu Menü

İpucu, Üç kat

Daha orada değilken, daha sessizliği yutarken çıkan sözcüklerim ayrılmış zamanların renklendiricisi - eklemek istenilen başlıklar bir sürü metne ve yönlendirmeler etrafında toplanmışken bir panoptikon içerisinde yaşadığımızı söylemek bir bilge lafı olmaz, bilirsin, düş karakteri olarak seyirciye konuşmak da düş karakterine karşı konuşmak da hoştur dolayısıyla hayalet olarak geziyor büyücü, görmeye çalışabilirsin.

I. Derin uykuya daldık – uyanmak aralığı olmayan bir zaman aralığı. Henüz karanlığı sindiremeden; henüz derilerin kapatamadığı yaraları yeterince yalayamadan; henüz ayağımıza yapışan kiri bir ahtapota yapıştırmadan; henüz kentin sokaklarda yürümekte olan tozlarını bir kavanoza hapsetmeden; henüz gündüzlere erişemeden geceyi yaşamaya karar verdik. Uzun soluklu şarkılar söyledik ardından gittikçe sıcaklaşan gezegenin üstünde ham bir şiiri […]

Devamını oku


başrolün omuriliğine silah kabzasıyla vuran dublörün macerası

bu çizgiler boyanmıyor alnımda. avuçlarımı tokmaklar öpüyor. kapılar ve keder.

/Dikkat! Lirik çıkabilir… / hep sesimi kanattı sayıkladığım adlarbu suskunluğun suçlusu da benim  sular tenimi kayırıyor bu pıhtılaşan çamurdanbiliyor muyuz ölümleri, zulmü biliyor muyuzelimin necedir taştan ekmekler tanıdığınıgenzimde lav, saçımda bit bulduğunu kuşlarınbiliyor muyuz niçin çiçekleri öpüyor diken tanrı war-dır ölüm. bunca zevata dahi kapımızın ardındabilirsin. azrail de yorulur. o da eğilir serin sulara.kuruyan genzini […]

Devamını oku


Göç Mevsimi

Bazı taşları yerinden çıkmış eski kaldırımda yürürken yalnız olmadığını görmenin getirdiği tuhaf bir duygu tüm bedenini sardı. Adımları hızlandı. Sanki yol boyunca gördüğü her kuş sadecekendisinin görebileceği bir biçimde onu selamlıyordu. Bir gün Neriman’la tekrar kavuşacağına olan inancı on yedi günün sonunda hiç olmadığı kadar çoktu.

            On yedi günün sonunda evden çıkıp hayatında ilk defa tek başına meyhaneye gitmişti. Yaşı tutmadığı için Taksim’deki barların kapılarında dikilen güvenlik görevlilerinin arasından sıyrılıp içeri ilk adımını attığı an kadar heyecanlı, ne yapacağını bilemez bir şaşkınlıkla etrafa bakıyor, titreyen ellerine masada bir yer bulmaya çalışıyordu. Biraz da heyecanını dindirmek için bir sigara yakıp etrafı izlemeye […]

Devamını oku


Yıkım Armağanı

Bakışlarından akan yol, uzaklığı parçalıyorken bir kuş kanadının izi avuçlarının sarsıntısında.

Bakışlarından akan yol, uzaklığı parçalıyorken bir kuş kanadının izi avuçlarının sarsıntısında.Yüzünde yankılanan bin sükût içingözlerinin yürüdüğü sokaklardaki her kaldırımabirer zarf bırakıyordun:boşluk, yıkım, kalıntı. Boğazında ateş dolusu kuyu.Sesin duyuluyorduyedi katlı bir kiliseden.Kendine uyandığın bir yolculuk sırasında senin uykuna kapanıyordu gözlerim.His devinimi soluk soluğa. An dize dize iken,boylu boyunca uzanır gecenin meçhuliyeti kalem ve kağıda. Bir yıkım […]

Devamını oku


dona nobis pacem barbarus

neyse ki başın seninle diyip nasıl da sıyrılacağız öyle işin içinden 

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü sevgili dostumuz Sultan Gülsün’ün şiiriyle kutluyoruz.  Aydınlık ve Eşit bir dünya için… *** Şiir: Sultan Gülsün Seslendirme: Mizgin Bulut Mix: Hıdır Murat Doğan *** dona nobis pacem barbarus hırsızlığın ne olduğunu günün 4 saatini kendimize, kalanını sermayedara çalıştığımızda anlıyoruzbize huzur ver barbar,dona nobis pacem barbarus ya da  -bu çarkın dişlileri […]

Devamını oku



Önceki Sayfa Sonraki Sayfa

keyboard_arrow_up