menu Menü
Adım Rojda
Bir kapanın içindeyim. İçeriye az biraz ışık giriyor ama hepsi bu. Koridor, odalar, mutfak gölgeler içinde. Ara sıra güneş uğruyor salona ama orası da gözlerimi kör ediyor ışık geldiğinde, o kadar keskin. Adım Rojda. 
Leyla Özyol Edebiyat, Öykü
Mermeray Geri Doğuş Benli: Bir şekilde bana dokunan hikayeler kurgularımı da etkiliyor. İleri

Bir kapanın içindeyim. İçeriye az biraz ışık giriyor ama hepsi bu. Koridor, odalar, mutfak gölgeler içinde. Ara sıra güneş uğruyor salona ama orası da gözlerimi kör ediyor ışık geldiğinde, o kadar keskin. Adım Rojda. Kapandan dışarıda kalan iki organım var. Sağ gözüm ve sağ elim. Bu satırları güç bela onlar sayesinde yazıyorum. Kapanın tüm ağırlığı üzerimde, bacaklarımı oynatamıyorum, oynatsam kendimi biraz yukarıya ittirebilir ve sol elimi de kurtarabilirim. Okulu bitirmek zorundayım. Beni bu kapandan ancak diplomam kurtarabilir. 

Evdeki gölgelerle birlikte üzerimdeki ağırlık da artıyor, görüşüm git gide azalıyor. Annemin kendini gerçekleştirememiş hayatı, babamın annemin egemenliği altında boyun eğmiş ve erkliğini kaybetmiş iskelet hali, abimin dünyada bir yıldız gibi parlaması gerekirken işi gücü insanlardan para kopartmak olan alelade bir hukuk bürosunda asistanlık yapmasının hikâyeleri üzerime çöküyor. Kaburgalarım acıyor, kapan her zamankinden daha sıkı eziyor beni. Yakında sağ elimi de kımıldatamayabilirim. Beni buradan sadece okulumun kurtarabileceğini söylemiş miydim?

Kapanda zamanı çok iyi anlayamıyorum. Benim öğlenim sizin sabahınız, benim akşamım sizin kuşluk vaktiniz olabilir, bilmiyorum. Aklım zaman zaman içinde yedi sayısı olan bir yıla gidiyor. Zihnim, kasıklarımın aşağısında, bacaklarımın arasında deli gibi vuruşları yeniden hayal etmeme neden olananların olduğu bir yıla kayıveriyor. Bunu anneme anlattığımda yüzünü buruşturuyor, sanki ben dünyanın en iğrenç şeyinden bahsediyormuşum gibi bir tavır takınıyor. Kendini tamamen bıraksa üzerime kusacak biliyorum. Sevişmek onu tiksindiriyor, kaç yaşımda olursam olayım çocuğunun bundan bahsetmesi ona azap gibi geliyor. Belki tam da bu yüzdennedenini de tam anlamadan güzel sevişen adamlarla olamadığımı düşünüyorum. Bir kapanın içindeyim. Beni buradan sadece okulum kurtarabilir.  

Yazmaya devam ederken geçenlerde bir şey oldu, sol kolum kıpırdadı yukarıya doğru çekebildim biraz. Mesela bugün kaburgalarım o kadar acımıyor. Bacaklarım hala uyuşuk, kapanın altındaki demir kıskaçlara denk geliyorlar. Benim için üzülmenizi istemiyorum. Bana yapabileceğiniz en büyük yardım şu anda bu satırları okuyarak benimle kalmaya devam etmeniz. Giderseniz, kapan çok daha sıkı tutacak beni. Başkalarının varlığı onun içine beni atanı korkutuyor. Benim yazmam onun ödünü patlatıyor, Türkiye dışına gidebilme ihtimalim yaralarını kanatıyor. Bu kapandan çıkmalıyım, sağ kolum kadar sol kolumu da kullanabilirsem şansım epey artacak. Benimle kalın, gölgeler biraz aydınlanıyor tanığım olunca. Yoruldum, yarın devam etmek istiyorum ama bıraktığımda kapan sıkılaşıyor. Beni buradan sadece okulum kurtarabilir. 

Ah! Kollarım aşırı acımaya başladı, güç nefes alıyorum. Biraz içim geçmiş, ara vermişim yazmaya. Ne kadar süredir bilmiyorum, dedim ya kestiremiyorum zamanı. Şimdi daha iyiyim merak etmeyin. Yedi sayısı yeniden takılıp duruyor zihnime. Günlerden hangi gün, hangi yıl, hangi saat bilmiyorum. Bildiğim zihnimde yedi sayısı olan yıllardan birinde onunla karşılaşmış olmamız. O vakit büyünün ne zaman biteceğini henüz bilmiyordum. İlk kez yabancı kanallardan birini izlerken onu görmüş ve altyazıda bir Türk’ün ismini görünce sanki kırk yıllık tanıdığımmış gibi gururlanmıştım. Ancak bu tanışıklık hali sadece Türk olmasından kaynaklanmamıştı. Onu tanıyordum ve bu tanışıklık zihnimde “Çocuklarım çalışmasın, güzellikleri bozulur” cümlesiyle bir ilişki kuruyordu. Yaşlı bir kadın söylüyordu bunu, muhtemel annemle bir yakınlığı vardı. Eğer çalışmazsam bu kapandan asla çıkamam, biliyorum. Okulum… O ku lu…

Gözlerimi ne kadar süredir kapadım bilmiyorum ama salonun tüm keskin ışığı yüzümde şu anda. Uyudum mu? Uykuyu yüzümden çıkarıp atabilir miyim istediğim zaman? Önümdeki kule gibi kitapları kim dizdi? Kollarım! Tamamen dışarıdalar! Kaburgalarım acımıyor, bacaklarım serbest! Gözlerim, bir tek gözlerim sızlıyor, biraz da göğüs kafesim. Burası neresi, neden rahat göremiyorum? Gitmeyin lütfen, sanırım kapandan çıktım! Hah! Keskin ışık yumuşadı, artık gözlerimi açabiliyorum, görüşüm net, vücudum rahat. Karşımda siyah perçemleriyle incecik bir kadın var, evrak çantasının içine gülümseyerek eşyalarını tıkıştırıyor. Elinde bir kitap var, yanına gidersem size kitabın başlığını ve ilk satırını okuyabilirim. Yaklaştım ona şimdi net görüyorum, şöyle yazıyor: Adım Rojda. Bir kapanın içindeyim, beni buradan sadece okulum kurtarabilir.  

Bunu paylaşın:


Geri İleri

keyboard_arrow_up