menu Menü
Mahsa Amini, Bir Kadının Değil Özgürlüğün Dalgalanan Saçlarıdır
"Artık her şey bir saç teline bağlı."
Adnan Gerger Dünya, Kadın
Geri İlenme Tarihi veya Kimsesizlik Zamiri İleri

 –       İran’daki Mahsa Amini’nin yaktığı isyan bize göstermiştir ki ister bireysel ister devlet tarafından işlenen kadın cinayetleri olsun, bu salt kadının bedenine yönelik bir saldırı değil toplumsal boyutu olan bir sorundur. Politik rejim sorunudur, bir siyasi iktidar meselesidir.

–        Kadın sorunu; en çok kadının toplum düzeninde nasıl yer alacağı ile yeteneklerini ne şekilde geliştireceği ve eşit haklar nasıl elde edileceği dolayısıyla özgürlükçü bir siyasi iktidarın var olabilme sorunlarıyla uğraşması gerekir.  Kadın sorunu; salt kadına yönelik baskı ve cinayetlerden artı olarak diğer toplumsal sorunlarla ve özgürlükçü siyasi iktidar sorunlarından ayrı tutulamaz.

–        Bu meseleyi tartışabilir hale getirebilmek için tarihsel gelişim içerisinde kadının toplumsal rolünü ele almak gerekiyor. Salt cinsiyet açısından değil, sınıfsal çelişki konusunda kadınların da tıpkı işçiler, köylüler gibi bedensel emeklerinin sömürüldüğünü ve devamlı olarak baskı gördüğünü fark ettiğimizde, bu cinayetler hakkında biz en doğru işareti göreceğiz.

–        Kadına yönelik cinayetlerin son bulması için üzerindeki baskı, sömürülmesi yok edilmelidir. Bunun koşulu olarak ben,  kadınların kendi emeğiyle yaşamsal ihtiyaçlarını karşılama ve sefaleti ortadan kaldırma düşüncelerine sahip çıktığına inanıyorum.  Kadınların her geçen gün kendi siyasi ve ekonomik  özgürlüğüne kavuşması yolunda inatla yürüdüğüne karar verdiğini ve bedeninin de özgürlüğüne kazanması gerektiğini en son İran’da görüldüğü gibi durmadan haykırdığını görmek umutvar gelişmeler. Çünkü kadınlar artık biliyor ki, kadınların kurtuluşu erkekler tarafından sağlanan olanaklarla değil yine kendilerinin verdiği mücadele sonucu sağlanacak…

Mahsa Amini’nin saçlarının ucu gözüküyor diye karakolda işkenceyle öldürülmesinin ardında İran’da başlayan isyanın boyutunun artık bir kadın bedeninin değil insanın temel hak ve özgürlüklerinin üzerinden bir toplumsal değişime dönüştüğü yadsınamaz. Oradaki Molla rejimi,  özgürlüğü temel alan ve kendisine karşıt rejim arayışına dönüşen bu isyanı bastırmak için her türlü gücünü ve diğer katmanlı ve kirli yöntemleri kullanabilir ama yine de bu isyanın tarihteki yerini çoktan aldığını vurgulamak gerek. Geçmişte de İran’da bir çok özgürlük gösterileri yapıldı ama Mahsa Amini’nin öldürülmesiyle başlayan isyan hareketinin niteliğiyle çok daha dikkat çekiyor. İranlı kadınların hâlâ canları pahasına özgürlükleri için önlerde çarpışmasının yarattığı umut bize toplumun kurtuluşunun kadınların kurtuluşundan geçtiğini gösteriyor. Molla rejiminin bu kadar acımasızca ve sert bir şekilde bu isyanı bastırmasının ardında elbette kendi rejimlerini koruma güdüsü yatmaktadır. Ama bu güdüde yaşanan paniği de çok rahat görebiliriz. Çünkü kadına yönelik baskılarıyla siyasi iktidarını korumaya çalışan molla rejiminin kendilerinin kaçınılmaz sonunun yine kadınların özgürlük hareketiyle olduğunu çok iyi biliyor.  Bastırılsa da gelecekteki demokratik ve uygar bir İran’ın tarihine bu isyan altın harflerle yazılmıştır, artık. Sadece İran’ın tarihine değil, dünyadaki diğer baskıcı rejimle yönetilen ülkeler için bir umut ışığı olmuştur.

Peki, Mahsa Amini’nin saçı gözüküyor diye işkencede öldürülmesinin ardında gerçekte ne yatıyor? Bu isyan neden bir rejim karşıtına dönüşüverdi? Molla rejiminin kendisinin dayattığı dini esaslara dayanan bir siyasi yönetimde kadının saçının ucu gözüküyor diye niye bu kadar sert tepki veriyor? Tüm bu sorulara yanıt verebilmek için özellikle teokratik ve baskıcı ve geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerde kadının statüsüne bakmak gerek. Bu tür toplumlarda kadının statüsünün bu kadar çok baskılanmasının bir gerçek nedeni var. Bu gerçek neden, kadına yönelik şiddetin ve cinayetleriyle de doğru orantılıdır. Bu tür toplumlarda “Kadın cinayetleri politiktir”  derken bunu sadece bir kadın sorunu olarak değil de toplumsal ve siyasi erg sorunu olarak görmek hatta bu sorunu böyle algılamamız boynumuzun borcu olduğunu göstergesi olarak karşımızda duruyor.

İran’daki olay bize göstermiştir ki,  ister bireysel ister devlet tarafından kadına yönelik cinayetleri sadece telin etmek ve sadece kadın sorunun bedeni ve kadın cinayetleri üzerinde tartışmak kor bir ateşin üzerine kül atmaktan başka bir şeye yaramıyor. Her şeyden önce kadın cinayetlerinin altındaki temel sorununun siyasi iktidar ve toplumsal boyutu ciddi olarak ortaya konulmadıktan sonra kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin anlaşılamayacağına inanıyorum. Ha havanda su dövmüşsün ha Mahsa Amini’nin ve diğer İranlı kadınların öldürülmesine karşı çıkmışsın. Bu meseleyi tartışabilir hale getirebilmek için tarihsel gelişim içerisinde kadının toplumsal rolünü ele almak gerekiyor. Salt cinsiyet açısından değil, sınıfsal çelişki konusunda kadınların da tıpkı işçiler, köylüler gibi bedensel emeklerinin sömürüldüğünü ve devamlı olarak baskı gördüğünü fark ettiğimizde, kadın bedeninin istismarı ve kadına yönelik baskılarla cinayetler hakkında biz en doğru işareti göreceğiz.  Gerçekte bir toplum içerisinde kadına yönelik baskıyı salt kadın sorunu olarak ele alındığında en büyük yanılgıya uğranır hatta kadına yönelik baskıyı baskıcı siyasi iktidarın isteği doğrultusunda hafife aldığımızın bir kanıtı olarak karşımıza çıkar.

Kadın sorunu; en çok kadının toplum düzeninde nasıl yer alacağı ile yeteneklerini ne şekilde geliştireceği ve eşit haklar nasıl elde edileceği dolayısıyla özgürlükçü bir siyasi iktidarın var olabilme sorunlarıyla uğraşması gerekir.  Kadın sorunu; salt kadına yönelik baskı ve cinayetlerden artı olarak diğer toplumsal sorunlarla ve özgürlükçü siyasi iktidar sorunlarından ayrı tutulamaz. Elbette kadına bedenine yönelik cinayetlerin son bulması için üzerindeki baskı, sömürülmesi yok edilmesi tüm siyasi iktidar yönetimlerinde gerçekleştirilmelidir. Ancak baskıcı siyasi yönetimler, bu sorunu bir iktidar sorunu olarak gördükleri için karşı çıkmaktadırlar. Çünkü kadınlar, kendi bedenlerine sahip çıkarak bireysel ve devletin baskılarına karşı çıkarken kendi emeğiyle yaşamsal ihtiyaçlarını karşılama ve sefaleti ortadan kaldırma düşüncelerine de sahip çıktığına inanıyorum.  Kadınların her geçen gün kendi siyasi ve ekonomik özgürlüğüne kavuşması yolunda inatla yürüdüğüne karar verdiğini ve bedeninin de özgürlüğüne kazanması gerektiğini en son İran’da görüldüğü gibi durmadan haykırdığını görmek umutvar gelişmeler. Çünkü kadınlar artık biliyor ki, kadınların kurtuluşu erkekler tarafından sağlanan olanaklarla değil yine kendilerinin verdiği mücadele sonucu sağlanacak…

Bakın, Matild Stromberg ([i]), Fanny Lewayd’ın ( [ii]) kadının kurtuluşuna dair ileri sürdüğü savları değerlendirirken şöyle der:

“Siz ki siyasal ve toplumsal hayatta kadına tam bir eşitlik istiyorsunuz, o halde George Sand’ın ([iii])  bugüne dek, yalnız erkeğin tartışmasız hakkı olan şeyleri kadına da vermek için açtığı mücadeleyi kabul etmelisiniz. Çünkü kadının yalnız kafasına özgürlük ve eşitlik verip de yüreğini bu özgürlük ve eşitlikten yoksun bırakmanın hiç bir sebep ve mantığı yoktur. Tersine, eğer tabiat kadına bir görev veriyorsa bir hak da veriyor demektir. Bu nedenle kadına verilen bir yeteneği gömemeyiz. Karşı cinsin zorbalarıyla kadın dimağını rekabete koşarken, hakkını vermek gerekir.”

Bu değerlendirmeyi örnek göstermemin nedeni;  kadın, boynundaki halkalarından; ekonomik ve politik olarak erkeğe muhtaç olmadığı ve bedeninin kendi bedeni olduğunu fark ederek kurtulabilir ve o zaman erkeğin toplumsal iktidar şiddeti yok olabilir. İşte salt bu nedenle dahi olsa yukarıdaki değerlendirmeyi çok dikkatle okumak gerek. Evet, Sand’in açtığı mücadelenin önemi, kadınların sadece toplum içerisinde ontolojik sorunlarını gidermede değil, aynı zamanda bedensel özgürlüklerine de kavuşmasını sağlamaktı. Çünkü Sand, bu durumu daha açık bir ifadeyle kadının bedenî ve düşünce özgürlüğüne kavuşması ekonomik ve siyasi dolayısıyla toplumsal bağımsızlığına da kavuşmasını beraberinde getireceğini çok iyi bilmekteydi. Bu erkeklerin kadının üzerindeki siyasi baskıyı yok edeceği gibi otoritelerini de sarsacaktı. Ne var ki özellikle kadını toplum içerisinde ikinci sınıf insan olarak gören hatta yok sayan erkek egemen toplumsal düzeni savunan doğu toplumlarında bu sorun kadının bedeni üzerinde yoğunlaşır. August Bebel ([iv]) bu gerçeği doğuluların karılarına ya da kadınlara kanunen sahip olmuş bir mal gözüyle bakması olarak yorumlar ve “Domuzların aşkı bu adamların aşkından daha az vahşi, daha az iğrençtir” diye niteler. Çünkü bu düzeni savunan erkekler ahlâkta, dinde ikiyüzlü oldukları gibi kadınla ilişkilerinde de ikiyüzlüdürler, kadın cinayetlerini kendilerine bir hakmış gibi görürler. Bu nedenle Aleksandra Kolontai [v]de kavgasını aynı anda ekonomik, siyasi bağımsızlık ve cinsel özgürlük alanında vermesinin amacını da bu şekilde açıklar. Ancak bu cinsel özgürlüğü de düzeltilmiş bir insanca hakça bir ekonomik ve toplumsal yapının kurulmasıyla mümkün kurulacağına inanarak. Oysa tarih deneyi bize öğretir ki bir sosyal topluluğun ideolojisinin ve dolayısıyla da cinsel ahlak yasasının özümlenmesi bu topluluğun karşı toplumsal güçlere karşı hatta mücadele sürecinde oluşur.

Özce…İran’daki Mahsa Amini’nin yaktığı isyan bize göstermiştir ki ister bireysel ister devlet tarafından işlenen kadın cinayetleri olsun salt kadının bedenine yönelik bir saldırı değil toplumsal boyutu olan bir sorundur. Politik rejim sorunudur, bir  siyasi iktidar meselesidir.

Kendilerini istediği kadar güçlü hissetsinler; istediği kadar kendilerine körü körüne bağlı cahiller ordusundan milisleri beslesinler, özgürlük bir saç teline bağlı ve Mahsa Amini de bir kadının değil özgürlüğün dalganan saçlarıdır.

[i] Matild Strömberg: Düşünür ve akademisyen.

[ii] Reichthard Fanny Lewayd : Alman roman ve deneme yazarı ve kadın hakları aktivisti.

[iii] George Sand:  Ünlü kadın hakları savunucusu. İlk kadın Fransız yazar ve romancı.

[iv] August Bebel : Alman soyal demokrat hareketinin ünlü lideri. Gazeteci-Yazar.

[v] Aleksandra Kollantai: Bolşevik Hükümetinde ilk kadın bakan.

Bunu paylaşın:


Geri İleri

keyboard_arrow_up