menu Menü
Belgin Akan
Belgin Akan

97 Adana doğumlu. İletişim Lisesi Gazetecilik alanı mezunu. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nde gördü. 70’li yıllar kenar mahallesini anlattığı ilk romanı Muhalif Şarkılar Sokağı 2016 yılında Kent Kitap tarafından yayımlandı. Ardından çeşitli dergilerde öykü ve şiirleriyle yer aldı. 2018 yılında FİYAB Sinema Akademisi kapsamında Senaryo Yazarlığı eğitimi aldı. Bunun sonucunda ise kısa metraj-uzun metraj senaryo yazma süreci başladı. Şu an roman, öykü ve senaryo çalışmalarına devam etmekte.

Önceki Sayfa Sonraki Sayfa
Yakılan Ateştir Orada
"Yakılan ateştir orada, ağıt derler." diyerek sırtlarındaki ilk kumaş toplarını ikinci katın kapısına serdiler. Bir kulağıyla onları dinleyen han esnafına memleketlerini anlatırken ayaklarının altında kayan temelin kıpırtısını hissetmediler. Üç genç dikleşen sırtları, genişleyen ciğerleri, pembeleşen yüzleriyle hanın dış kapısına çıktı. Sokak esnafı; camekânların ardından gençlere, kamyona, kumaşlara ve han esnafının yersiz coşkusuna hayretle bakıyor, bu coşkuya mana arıyordu. Gençler büyük bir telaşla ikinci topları kaldırdı. Sırtlarına çöken kumaş topları güzelliğini gitgide yitiriyordu. Esnaf bu kez durulmuş vaziyette, taburelerinde kahvelerini içiyor, boğazdan esen ılık rüzgârı dinliyordu.

Belgin Akan
Kar Vaktinden Önce
Dağların ardından yükselen fırtına Murat Nehri'ni sarmış, İshak Paşa Sarayı'ndan süzülerek Doğubayazıt’a varmıştı. Toprağına destanlar sunulan, ağıtlar dökülen şehrin tüm pencereleri fırtınaya karşı çevrelenmiş ve kapatılmıştı. Cumhuriyet Caddesi'nin ışıkları tenha bir geceye gömülmüş; kunduracıların, kerestecilerin, arzuhalcilerin, kumaşçıların ve kalaycıların telaşı kepenklerin arkasına çökmüştü. Uğultuyla sızlayan camların ötesinde; ev içlerinde ise soba ateşinin çıtırtısından başka mevzubahis yoktu. Bir ev hariç. Kapılarına son bir aydır kaç defa çarptığı bilinmeyen, tüm ev halkının avuçlarından yüzlerine sürülen tek bir cümle vardı; "Kar düşmeden aşsaydı şu kayalıkları."

Belgin Akan
Adana-Mersin Tren Hattı
Küçük Saat, tarihin bölündüğü yerden 06.00’yı gösterirken, şehrin en eski çırçır fabrikasının gece işçileri de palmiyelerin kestiği uzun, geniş yolları adımlamaya başlamıştı. Kiremithane, Dervişler, Kuruköprü ve Tepebağ'ın köhne dükkânlarından yükselen son dumanın üzerinden geçen iki ayla beraber haziran Adana sokaklarını sarmıştı. Bakır Ali, Denizli Mahallesini geniş ve hızlı adımlarıyla aşıp, turunç dallarının altından akarak meydana vardı. Sarı ve beyaz boyası, Adana tarihinin zamansız bir köşesinde bekleyen Tren Garı'nın keskin karmaşası günün ilk ışıklarında, keşmekeşin henüz başlamadığı; boş, sessiz,  kıvrımsız caddelerde yankılanıyor ve Bakır Ali'nin çıplak ayaklarına dolanıyordu. 

Belgin Akan
keyboard_arrow_up