menu Menü
17 içerik
Öykü
Önceki Sayfa Sonraki Sayfa Sonraki Sayfa
Erimek

Herkes çeşitli sıfatlar edinmek için büyürken, bebe Alp yaşamaya devam etmek için büyüyecekti. Buna benzer ama edinemeyeceği sıfatlarla ilgili soruları sormaya başlayacağı anlardan korktu Eşref Bey. Bu anların varlığından. Gelecekten. Şu andan.

Yeni yılın ilk günleriydi. Eşref bey, ilk günden gelecek yılın planını yapmaya başlamıştı. Sabah uyanıp ajandasının belirli sayfalarına dokunduğunda ya da yapacağı işlerin bir kısmı kesinleştiğinde, o tarihe kadar olan tüm zamanların çoktan geçtiğini varsayıyordu. Sanki sayfaları saniyeler içinde atlarken, geleceğe doğru zihnini bulunduğu andan olabildiğince uzaklaştırıyordu. Anda kalmaya dair korkuları vardı. Bunlarla yüzleşmek her […]

Gamze Yalçınkaya Eylül 23, 2021 0 Yorum 7 dakika Okumaya devam et
Tutmadı Bu Kar

Şarkı bitti, radyonun adı ve frekansı oldukça arabesk bir müzikle beraber günde binlerce kez olduğu gibi dinleyiciye hatırlatıldı ve yeni bir şarkı başladı. Dolaptan çıkarttığı sütü yeni bir tencereye döküp ocağı yaktı. Çocuklar anlamsızca dışarıda dolanıyor, gökten düşen beyaz şeyin kar olup olmadığını anlamaya çalışıyorlardı. Bu şehrin laneti de bu,diye mırıldandı, her yer çamur, hani kar nerede?

Giriş katındaki evinin küçücük mutfağında, yıllardır dinlemekten vazgeçmediği radyo kanalından yükselen şarkıyı duyunca raflardan birinin kenarına iliştirdiği cep telefonunu biraz daha yakınına aldı. Yemeği karıştırmayı bırakıp buğulanmış pencereden bakmaya çalıştı. Eliyle hafif eğik, kalın bir yol çizdi cama. Şimdi görebiliyordu karın tutmadığını, çocukların kar topu yapacak kadar mutlu olmadıklarını, yemek arayan kedileri. Güzel koktu yemek, diye geçirdi içinden mutfağın rutubetli, lekeli duvarlarına vururken en çok […]

Emre Ocaklı Eylül 15, 2021 0 Yorum 12 dakika Okumaya devam et
Ateşkes

“Giderken pencereyi açık bırakmışsınız, rüzgâr kırmış dalını.” dedikten sonra bir eliyle annesinin eline, diğer eliyle sardunya saksısının gövdesine sarılarak tepesinde yaprakları hışırdayan ağacın yansıttığı alacalı gün ışığına gülümsedi gözlerini kısarak. Gizli antlaşmalarının her maddesine koşulsuz uyacağını gösteriyordu göğe verdiği selamla.

Taksinin adliyeye bakan kapısını açtı kadın. Esrik bir ifadeyle bindi. Taksi camının kirinden belli belirsiz okuyabildi “Adliye” yazısını.  Taksinin diğer kapısına doğru yürüdü adam. Daha mağrur bir biçimde açtı kapıyı ve biraz duraksadıktan sonra bindi. Az evvel vuku bulmuş bir muharebenin karşılıklı bayrak tutanları olarak yan yana seyahat edecek olmanın hazmını düşündü. Taksi hareket edinceye […]

Murat Ercan Eylül 8, 2021 0 Yorum 9 dakika Okumaya devam et
Kan Kardeşler

Copun üstünde kan vardı. Sıkılan biber gazı gözlerini yakmasaydı, belki bunu görebilirdi Sevgi.

Copun üstünde kan vardı. Sıkılan biber gazı gözlerini yakmasaydı, belki bunu görebilirdi Sevgi. Az sonra kafasına indi kanlı siyah kauçuk. Yüzünde acımasız sertliği hissettiğinde yere yığılıp kaldı. Kaşı açıldı, kanı yanağına doğru bir gözyaşıymışçasına aktı. Copun karası hepten al oldu. Dün akşam evinde minik kızının saçlarını merhametle okşayan el, Sevgi’ye bir daha vurmak için tereddüt […]

Utku Şahin Eylül 1, 2021 0 Yorum 2 dakika Okumaya devam et
İhtilâl sizin oralara da geldi mi?

​“Hayırdır dayı?” dedi “Bugün maaş günü mü?” ​“Lo lo yok” dedi adam “İlla paraya mı gideceğiz?” ​Düzgün güldü. “Ben ne bilem, böyle doluşmuşsunuz arabaya.” Dizel motor sesi, kayalıkların arasında yankılandı. Adamın bembeyaz pos bıyıkları sabah güneşiyle parıldadı. ​“Hele uzatma, dön önüne.” ​Minibüs ovaya indi. Uzakta Munzur Dağları’nın tepelerini bulutlar bir örtü gibi kaplıyor, sabahın beşinde ilçe merkezinde birkaç karga sesinden başka hiçbir ses duyulmuyordu.

Kırmızı minibüs virajların arasından çıktı. Düzlüğe, Pülümür asfaltına doğru ilerledi. Puslu ormanlara sis grisi bulaşıyor, yuvarlak lambaları cızırdayarak ışıldıyordu. Karşı yamaçta bir ceylan koşuyor; Düzgün, ön koltukta yan dönmüş, bir eli şoför koltuğuna yaslı, diğeri kapıda, çamurlu yolları izliyordu. Yan camın buğusunu kazağının koluyla silip arkasına döndü: ​“Hayırdır dayı?” dedi “Bugün maaş günü mü?” ​“Lo lo yok” dedi adam “İlla paraya […]

Hıdır Murat Doğan Haziran 2, 2021 0 Yorum 7 dakika Okumaya devam et
Göç Mevsimi

Bazı taşları yerinden çıkmış eski kaldırımda yürürken yalnız olmadığını görmenin getirdiği tuhaf bir duygu tüm bedenini sardı. Adımları hızlandı. Sanki yol boyunca gördüğü her kuş sadecekendisinin görebileceği bir biçimde onu selamlıyordu. Bir gün Neriman’la tekrar kavuşacağına olan inancı on yedi günün sonunda hiç olmadığı kadar çoktu.

            On yedi günün sonunda evden çıkıp hayatında ilk defa tek başına meyhaneye gitmişti. Yaşı tutmadığı için Taksim’deki barların kapılarında dikilen güvenlik görevlilerinin arasından sıyrılıp içeri ilk adımını attığı an kadar heyecanlı, ne yapacağını bilemez bir şaşkınlıkla etrafa bakıyor, titreyen ellerine masada bir yer bulmaya çalışıyordu. Biraz da heyecanını dindirmek için bir sigara yakıp etrafı izlemeye […]

Emre Ocaklı Mayıs 20, 2021 0 Yorum 13 dakika Okumaya devam et
Yakılan Ateştir Orada

"Yakılan ateştir orada, ağıt derler." diyerek sırtlarındaki ilk kumaş toplarını ikinci katın kapısına serdiler. Bir kulağıyla onları dinleyen han esnafına memleketlerini anlatırken ayaklarının altında kayan temelin kıpırtısını hissetmediler. Üç genç dikleşen sırtları, genişleyen ciğerleri, pembeleşen yüzleriyle hanın dış kapısına çıktı. Sokak esnafı; camekânların ardından gençlere, kamyona, kumaşlara ve han esnafının yersiz coşkusuna hayretle bakıyor, bu coşkuya mana arıyordu. Gençler büyük bir telaşla ikinci topları kaldırdı. Sırtlarına çöken kumaş topları güzelliğini gitgide yitiriyordu. Esnaf bu kez durulmuş vaziyette, taburelerinde kahvelerini içiyor, boğazdan esen ılık rüzgârı dinliyordu.

Gençlerden biri yokuşun daraldığı, dükkânların seyreldiği yerden öne atıldı. Ellerini çırparak sokağı ikiye ayıran kamyonun önünü kesti. Peşinden gelen iki gençle beraber tarihi hanın mühürlenmiş kapısını söküp yetmiş yıldır adım atılmayan dar avlusuna girdi. İki avlulu bu hanın denize bakan odaları birer birer çöküp; bu odalarda kalan bekârlar, taşradan kente göçen işçiler ve memleketin bir […]

Belgin Akan Nisan 26, 2021 0 Yorum 6 dakika Okumaya devam et
Hoşçakal Pia

Başıboş atları kamyonlara doldurdular. Hozat’tan, Ovacık’tan gelenleri bekledi konvoy. Köylerden kaçmış katırlar, artık doludizgin koşamayacak kısraklar, hepsi… İki er boyunduruğundan çekiştirip getirdi Pia’yı. Eyeri üstündeydi. Öyledir. Çaresizken üstünüzdeki hiçbir yükü yere atamazsınız.

Increscunt animi, virescit volnere virtus.Tek bir yara, erdemi ve ruhu güçlü kılar.[AULUS FURIUS ANTIAS, 18, 11,4] Patika sessizdi. Tepenin aşağısında, Tahar Çayı’nın esintisi çalılıkların ve örümcek ağlarının arasından buralara kadar geliyordu. Birkaç karga, çığlıklarıyla gökyüzünü yırttı. Karşı yamaçtaki sarp kayalıkların kızıl parıldayışlarına çarpıp geri döndüler.  Pia, bir rahvan sakinliğinde, hışırdayan adımlarını duyurmaksızın vadiye doğru indi. Sol yanında, yeşil suya değen ağaç kubbelerini gördü. Kulaklarını yükseltti, suyun dinginliğini dinledi. Hakikat diye bir […]

Hıdır Murat Doğan Nisan 12, 2021 0 Yorum 7 dakika Okumaya devam et
Leke

Onu bir daha görmek istiyordum. Gülümsemesini uzun uzun seyretmek, dudaklarının rengini, kıvrımını ezberlemek, kedi gibi meraklı bakışlarının ardını görmek istiyordum. Bunun için aynı saatte evde olmam gerekiyordu. Oldum da. Bir bacağı aksayan sandalyemde sigara üstüne sigara yakıp onun gelmesini, cama vuran bir güneş ışığı gibi gözlerimi almasını bekledim.

Önce “Satılık” yazan kirli bez afiş kalktı. Sonra perdesiz pencereler; evi dolduran insanlara, iş paylaşımlarına, yenen yemeklere, kahkahalara, yorgunluklara sahne oldu. İzleyenler arasında ben de vardım. Göstermelik birkaç parça yeşilin etrafına kurulmuş beton yığının tam ortasındaydım. Sabah ve akşam güneşinden uzak, yirmi metre ilerimde duran diğer binanın canlı yüzüne bakan küçük evimde dolanıp duruyordum. Buzdolabı […]

Emre Ocaklı Mart 19, 2021 0 Yorum 13 dakika Okumaya devam et
Dokuzu Geçen Saatler

Muhbet Hanım başına bunların geleceğini bilemezdi. Rüyasında görse, hayır olsun, deyip uyanıverirdi. Başucundaki su bardağının üzerindeki kolalanmış danteli telaşla çeker, alırdı. İçten içe, hep bu korkulu rüyalar için o bardağı orada tuttuğunu bilirdi. Her gece bir bardak su koyardı başucuna, sabahları onu gördüğünde içine bir nebze su serpilirdi sanki. Çünkü içilmemiş bir bardak su onun için her şey yolunda demekti. Onu bir sonraki gece için bekletmez, israf olmasın diye de Ferit’e verirdi. Ferit’le onun odasıydı burası. Her ne kadar uğursuzluk getirir, deseler de dinlememişti Muhbet Hanım, uğuru da uğursuzluğu da onlara kalsın, demişti. Hem cahil kadın değildi inanmazdı öyle şeylere, televizyondaki doktorların da yalan söyleyecek hali yoktu ya.

Muhbet Hanım başına bunların geleceğini bilemezdi. Rüyasında görse, hayır olsun, deyip uyanıverirdi. Başucundaki su bardağının üzerindeki kolalanmış danteli telaşla çeker, alırdı. İçten içe, hep bu korkulu rüyalar için o bardağı orada tuttuğunu bilirdi. Her gece bir bardak su koyardı başucuna, sabahları onu gördüğünde içine bir nebze su serpilirdi sanki. Çünkü içilmemiş bir bardak su onun […]

Gökçe Hatipoğlu Mart 10, 2021 0 Yorum 9 dakika Okumaya devam et

Önceki Sayfa Sonraki Sayfa

keyboard_arrow_up